|
Her türlü düzen düşüncesinin baltalandığı,
otomatizmle güdülenen Tuncay TOPCU'nun resimlerinde tutkuyla karışık
lirik bir trajedi yaşanır. Bu yaşanan trajedinin mit'i olarak ağırlaşan
renklerle logosferi bozan ve temsile mesafe getiren bir yaklaşım
sergilenir. Hatta bilineni bilinmez kılma çabasıyla içsel bir dünyaya
dair-yansımaya yenik düşmeyen yeni bir bilinen sentezin, ki, tam bu
noktada Mark ROTHKO'nun vurgusuna başvurmak yerinde olacaktır.
"Resimlerimi birer dram olarak düşünürüm (..) Ne olaylar ne de oyuncular
önceden tahmin edilebilir. Bilinmeyen bir uzamda bilinmeyen bir serüven
olarak başlarlar. Tamamdıkları anda bir tanıma ışıması olur, şimşek
aydınlığında bir tanıma, işte o zaman resmin amaçlanan işlev ve niceliği
ulaştığı sezilir. Başlangıçtaki fikirler ve planlar, birer çıkış
kapısıdır sadece: Fikirlerin ve planların dünyasından çıkılmazı sağlayan
kapılar." |